LeGiLiMeNCy - RPG
Merhaba

Ateş Kadehine hoşgeldiniz. Burada birbirinden eğlenceli zaman geçirebilirsiniz. Bizim aramıza katılmanız için yapmanız gereken tek şey. Bir isim soyisimle üye olmak !!! Aramıza ve eğlenceli dünyamıza bekliyoruz...

LeGiLiMeNCy - RPG

Harry Potter & Hogwarts RPG
 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Oturma Odası

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Toby Leon Kingsley
Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 38

MesajKonu: Oturma Odası   Salı Eyl. 14, 2010 11:53 pm



_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tyler Leon Kingsley
St. Mungo Genel Şifacısı
avatar

Mesaj Sayısı : 97

MesajKonu: Geri: Oturma Odası   C.tesi Eyl. 18, 2010 9:41 pm


Ellerimdeki torbaları ev cinimize verip arka bahçeye bakan oturma odamıza geçmiştim. Gün ışığını, yerden tavana kadar olan cam duvarından bolca alan bu ferah oda, Londra'nın havasının bozuk olduğu zamanda oldukça kasvetli oluyordu. Ardı ardına çakan şimşekler ve ardından gürleyen gök de katılınca kasvetin yanısıra ürkünç de oluyordu aslında. Yağmur şıpır şıpır camlara vururken bir süre camın önünde dikildim. Manzaramdaki tepeye iki yıldırım düşerken camlar zangırdamış, yerler titremişti. Nefesimden cam buğulandığında görüntümü tekrar netleştirmek için elimle buğuyu silecek oldum ama vazgeçtim. Bunun yerine buğuya birkaç harf çizmiştim dalgınlıkla. Sağ elimi göğsümün soluna götürdüm ardından. Gözlerimde onun son hali; hayali geriledim, koltuğa yavaşça uzandım ve buğunun yoğunlaşıp da onun adının yokoluşunu izledim.

Üzerimdeki ıslak cüppeyi çıkarmam gerektiği aklıma gelmemişti. Bu yüzden koltuk ıslanmış, ıslanan yerleri kirli beyaza dönüşmüştü.

Ve ben öylece ağrım iyice şiddetlenip de tepki verilemeden durulamaz hale gelinceye dek tek bir yere bakarak durmuştum, uyumuşum aslında. Uyanınca farkettim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Toby Leon Kingsley
Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 38

MesajKonu: Geri: Oturma Odası   Ptsi Eyl. 20, 2010 2:35 pm

Bugün düşünseline bakabilmek ve kafamı toparlayabilmek için eve geç olmadan gelmiştim. Kafamdaki olaylar öyle karmaşık hale gelmişti ki, içinden çıkmam için bu şart olmuştu. Bu yüzden Bakanlık'taki kontrol etmem gereken kararnameleri, projeleri bir kenara bıraktım ve asistanıma da randevularımı iptal etmesini söyleyerek geldim. İptal ettiğim randevular için benim ağzımdan özür mektupları göndereceğini ve o randevuları yarına sıkıştırmaya çalışması gerektiğini söylememe gerek yoktu, iki senedir benimle çalışıyordu ve benim ne tarz bir adam olduğumu çoktan çözmüştü.

Böyle bir zamanın geleceğini ve benim dönemime geleceğini nereden tahmin edebilirdim ki? Sudan çıkmış bir balık gibiydim; örnek alacağım tarihi bilgiler çok çok eskilerdendi, şimdiye uyarlanabilir miydi veya işe yarayabilir miydi hala bilmiyordum.

Düşünselinde görmem gerekenleri gördükten sonra kafamı toparlayacağımı düşünsem de daha büyük bir karamaşaya sürüklenmiştim. Zaten bugün artık Bakanlık'a dönemeyeceğimden oğlum Tyler'ın odasına gittim ona bakmak için, iksir saati yaklaşıyordu... Orada onu bulamadım aşağı inerken koridorda ev cinimiz Suzi ile karşılaşmıştım.

"Selamlar saygıdeğer efendimiz."


"Selam Suzi, nasılsın?"

"Çok, çok, çok iyiyim efendilerin efendisi Kingsley sağolunuz. Siz nasılsınız?"

"Kafam karışık."

"Yardım edebileceği bir işse Suzi'nin efendisine yardım etmekten gurur duyar Suzi efendim."

"Teşekkürler Suzi, yardımın gerekirse söylerim."

"Peki efendim. Efendim siz ne iyi bir efendisiniz! Maaşlarımıza zam yapmışsınız!"


"Suzi bunu her yıl ocak ayının başında yapıyoruz."

"Evet, evet efendim siz yapıyorsunuz bunu ama biz diğer evlerdeki arkadaşlarımızdan duyuyoruz bazıları maaş yerine eski değersiz eşyalardan alıyorlar, onlara hiç büyücü parası verilmiyor."

"Asistanımla bu konu hakkında görüşme ayarlatayım sana, böylece bize bu konuda bilgi sağlayabilirsin, biz de çaresine bakarız."

"Ah! Ah! Ne güzel olur iyi kalpli iyiler iyisi efendim! Siz çok yaşayın!"


"Sağol Suzi sen de çok yaşa. Birşey soracağım Tyler'ı gördün mü?"

"Evet, Tyler'ımız oturma odasında uyuyor, biz üzerindeki cüppenin ıslak olduğunu geç farkettik, kuruttuk ama Tyler'ımız soğuk almaz umarız. Bu yüzden bu gece bol limonlu ve karabiberli bir çorba yapacağız ona."


"Tamam, Suzi. Ben şimdi oğlumu görmeye gideyim."

"Tabi efendimiz, tabi efendimiz."


Suzi mutfağa doğru dönerken ben sola döndüm. Oturma odasına girdiğimde onun yeni uyandığını gördüm ama hala yerinde yatıyordu. Eli kalbinin üzerindeydi, her mimiğinden ağrısının olduğu belliydi. Yüzü terden parlıyordu. Koltuğun kenarına oturdum, bu haldeyken onu görmemize ilk başlarda çok üzülüyor ve istemiyordu ama şimdi üzülüyorsa da bunu belli etmemeyi öğrenmişti. Çünkü onun bize ihtiyacı olduğunda yanında değilken hiç rahat edemeyeceğimizi ve daha kötü olacağımızı anlamıştı.

"Üzerindeki pelerinini çıkartayım. Ter içerisindesin."

Başını salladı karşılık olarak. Gün geçtikte yarasının lanetinin kalbine yaklaştığını ve eziyetini arttırdığını bilmek ve tüm bunlara rağmen onu her gün daha da dirençli görmek beni bir nebze avutuyordu ama bugün adeta çökmüştü. Göz altları kararmış, gözlerinin akı kızarmıştı.
Birşey olduysa anlatana kadar bekleyektim. İnsanların üzerine gidilmesinden hoşlanmazdım ancak anlatması için küçük sinyaller vermek iyi olabilirdi. Onu sırtından destek vererek doğrulttum ve cüppenin kollarından kurtulması için yardım ettim.

"Ağrın bugün daha şiddetli gibi..."






_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tyler Leon Kingsley
St. Mungo Genel Şifacısı
avatar

Mesaj Sayısı : 97

MesajKonu: Geri: Oturma Odası   Salı Eyl. 21, 2010 12:16 am

Babam içeri gelip yanıma oturmuştu ve hemen benim ne durumda olduğumla ilgilenmeye başlamıştı. Bir taraftan bakınca öyle şanslı bir insadım ki hem maddi hem de manevi olarak benden daha şanslısı yoktu. Tek sorun bendeydi ve onların da tek sorunu bendim; suçlanacak kişi belliydi ama ben bu sırrı mezara götürmeye niyetliydim daha da fazla üzüntü yaşasınlar istemediğimden. Hiçbir zaman ikizimi suçlamamıştım, o saf duygularla aşk sarhoşu olup körleşerek hayatının hatasını yapıp başta benimkini olmak üzere tüm ailemizin huzurunu kaçırmada parmağı olsa da... Sonuçta Nicholas Farrell'in bir ölümyiyen olduğunu bilmiyordu ve ben de Nicholas'ın ikizim Meave'i beni öldürecek kadar sevdiğini bilmiyordum. O gün beni St. Mungo'da öldürdüğünü sanmıştı, oysa ki Tibet Lanet'inin yapıldığı anda öldürmesi için kalbe isabet etmesi gerekirdi. 3 santim sapma, onu kuşku dolu günlere beni ise o çok meşhur özelliğim 'sabrım'ın sınandığı günlere mahkum etmişti.

Babamın dediği gibi bugün ağrım şiddetliydi; bugün direnmek istemiyordum çünkü. Biz şifacılar olarak hastanın ruh halinin onların iyileşmesinde ne kadar önemli bir faktör olduğunu çok iyi biliyorduk. İyileşmez gözüyle baktığımız hastaları -kara lanete maruz kalmayanları elbette- iyileşeceklerine ve hayatta daha yaşayacak güzel günleri olduklarına inandırdığımızda mucize ile karşılaşmak işten bile değildi. Ama benim durumumda ruh hali sadece lanetin etkisinin hızlanması - yavaşlamasında etkiliydi.

...Ve ben bugün kendimi koyvermiştim, yaşama karşı tüm tutunduğum dallar onun içimde yaktığı kıvılcımla tutuşuvermişti çünkü. Göğsümdeki ağrı her zamankinden çok kuvvetli olduğundan nefes almamı zorlaştırıyordu, soluklarım bu yüzden hırıltılı olduğundan babamın ağrımın diğer günlere nazaran daha fazla olduğunu anlaması kolaydı.

Babam cüppemi çıkartmama yardım ettikten sonra onu koltuğun başına koydu ve uzanmama yardım etti tekrar. Onun son dediğine karşılık, zorlanarak da olsa bir cevap verdim.

"O kadar değil. İksiri almama da... Kolumdaki saate baktım. sekiz dakika kalmış zaten."

Kafasını nedenine takıp üzülsün istemiyordum, daha şimdiden böyle kendimi koyverdiğim için suçlu hissetmiştim zaten.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lilly F. Kingsley
Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Başkan Yardımcısı
avatar

Mesaj Sayısı : 56

MesajKonu: Geri: Oturma Odası   Salı Eyl. 21, 2010 12:47 am

Hayat bazen biz insanları öylesine farklı yönlere savururdu ki; tıpkı bir fırtınada savrulan yapraklara dönerdiniz. Ya da öyle yerlere iterdi ki, kendinizi bir kuyuda bulurdunuz. Belki de bir aşk ile beraber gökyüzüne yükselir; sonrasında gelen hayal kırıklığı sizi doğrudan doğruya yüzü koyun yere çakılmanıza neden olurdu.

Genç kadının şu anda yaşadığı şey, üçüncü seçenekti işte. Bir aşk'ın kollarında yeniden yaşadığını anımsamış ve kendisini gökyüzüne çekiliyor hissediyordu. Bu gün çok, çok çok mutluydu. Birkaç saatliğine de olsa hayatındaki acıyı unutmuştu. Ve şimdi eve dönerken bile, dudakları bir şarkıyı mırıldanmaktaydı. Şarkıya öylesine dalmıştı ki Lill, eve geldiğini son anda farketti. Evden içeri girdiğinde mırıldanmaları yavaşça yükseldi. Mutluydu bu gün ve şu anda tek istediği kardeşinin yanına gitmek ve ona sımsıkı sarılmaktı. Ve belki ona Brice'den bahsederdi. Kim bilir...

Tam üst kata çıkmak üzereyken oturma odasından gelen seslere yöneldi. Hâlâ şarkıyı yüksek sesle mırıldanmaktaydı. Fakat o anda saatinin alarmı çaldığında sesi ani bir şekilde kesildi. Kardeşinin iksirini vermesini gerekiyordu. Hızla üst kata çıktı ve iksir şişesinin iksir odasında olmadığını anladığında birilerinin Tyler'e iksirini verdiğini anladı. İçi biraz olsun rahatlamış bir şekilde aşağıya inerken, tekrar şarkıyı mırıldanmaya başladı. Biraz yüksek sesle ve biraz da kısık...


" Every night in my dreams
I see you, ı feel you,
That is how ı know you go on

Far across the distance
And spaces between us
You have come to show you go on

Near, far, wherever you are
I believe that the heart does go on
Once more you open the door
And you're here in my heart
And my heart will go on and on"


Odaya girdiğinde babasıyla, kardeşini konuşurken gördüğünde şarkıyı bir kez daha kesti ve ailesinin iki yakışıklı erkeğine gülümsedi içten bir şekilde.


" Merhaba, baba! Merhaba yakışıklım! " Ardından babasının boynuna sarıldı. Ardından da kardeşi Tyler'a yaklaştı. ona sarılmadan önce iksirin içilmesini bekledi ve iksir'in ardından da kardeşini sarsmadan sarıldı.

" İkiniz de iyi ki hayatımdasınız. Aslında bütün Kingsleyler iyi ki hayatımda " diye mırıldandı ve tatlı bir şekilde gülümseyerek, yandaki koltuğa attı kendisini ve yaptıklarının farkına vararak mahçupça konuştu. " Nasıl hissediyorsun kendini yakışıklı! "

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Toby Leon Kingsley
Sihir Bakanı
avatar

Mesaj Sayısı : 38

MesajKonu: Geri: Oturma Odası   Salı Eyl. 21, 2010 1:03 am

Kızım Lilly odaya şen şakrak girdiğinde Tyler'ın iksirini içirmek daha doğrusu içmesini izlemek üzereydim. Çünkü kendi içebileceğini söylemişti, ben de üstelememiştim. Benim gözlerim Tyler'dan Lilly'e kayarken yüzümde oluşan şaşkınlık ifadesiyle karışık gülümsedim.
Son üç yıldır kızımı hiç böyle görmediğimi düşündüm. Tyler'a olanlardan önceki mutlu hayatımızı hatırlamıştım birden. Bunları hatırlayıp da keşke dememek elde değildi. Keşke ihmalkar davranmasaydım ve ailem için daha fazla koruma sağlamış olsaydım. Standart prosedürlere güvenmeseydim...

"Hoşgeldin güzel kızım, gününün güzel geçtiğine çok mutlu oldum."

Merak etsem de neden mutlusun dermiş gibi ona bu mutluluğunun sebebini sormayacaktım. Bilmiyorum, fazla hassas düşünüyordum belki ama bunu kendime yakıştıramamıştım. Lilly'nin mutluluğunun nedeni her neyse şu an ona minnettardım. Tyler'ın kasvetli suratı da ablasını mutlu görmenin heyecanıyla aydınlanmıştı.



_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tyler Leon Kingsley
St. Mungo Genel Şifacısı
avatar

Mesaj Sayısı : 97

MesajKonu: Geri: Oturma Odası   Perş. Eyl. 23, 2010 12:07 pm

İksirin benzinimsi tadı bir anda alev alacakmışım gibi hissettirirken Lilly birden odaya girince az kalsın tıkanacaktım. Ama, kimse anlamadan bu olayı kendi içimde halletmiştim. Onu böyle yüzünde güller açmayalı ne zamandır görmüyordum? Üç senedir mi? Birden kendi derdimi unutup onu bu hale getirenin ne olduğuna kafa yormaya başladım. İçmiş gibiydi ama çok tatlıydı.

"Heyyy, iyiyim! Sen de çok iyi görünüyorsun Lilly." Ona abla demezdim, aramızdaki 2 yaşın lafı olmuyordu. Üstelik yanyana durduğumuzda beni onun ağabeyi zannedenler oluyordu. Hem o yaşını göstermiyordu hem de ben biraz çökmüştüm doğrusu şu zımbırtı yüzünden. Neyse işte...

Lilly'nin gülücük saçan yüzünü iki şey sağlamış olabilirdi. Bana sarıldığında ilk seçeneği elemiştim; sarhoş değildi. Zaten güpegündüz ne içmesi olacaktı bu? Eledim gitti de ikinci olasılık çok şahaneydi, tabi ikizimden 'biraz' ağzım yandığı için içimde bir korku da peyda olmadı değil. Yine de Lilly'e çok güvendiğimi farkettim, o bir seçim yapana kadar kılı kırk yarardı, aynı babam ve benim gibi...

Babamın yanında çok da utanmasını istemiyordum ama biraz sıkıştırsam fena olmazdı, "Yoksa, beyaz atlı bir prens mi bu sendeki neşenin sebebi? Öyleyse, o adamı bulup söyleyeyim de bir daha düşünsün." Lilly'nin çarpılan surat ifadesini izlemek çok keyifliydi. "...bu kadar çirkinliği her erkek taşıyamayabilir, çünkü." Lilly'nin al al yanakları ve babamın şaşkın bir şekilde Lilly'e bakışı, kendimi gülmekten alıkoyamıyordum, ağrım yüzünden gözümden yaş gelirken de iyi kamufule oluyordum doğrusu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Trevor Leon Kingsley
Seherbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 60

MesajKonu: Geri: Oturma Odası   Perş. Eyl. 23, 2010 1:07 pm

Ellerim paltomun cebinde, ağır adımlarla malikanenin girşine yürürken, esen soğuk rüzgara verdim yüzümü. Alnıma düşen saç tutamları geriye savrulup yüzümü açtılar. Bakışlarımı gökyüzüne çevirdim. Grinin farklı tonlarını her bir katmanında taşıyan bulutlar yağmurun tekrar bastıracağını haberini verir gibiydi. Yağmuru seviyordum. Zaten burada başka da seçeneğiniz olmazdı. Ana kapıya varmıştım bile. Beni günün bu saatinde görmeye pek alışkın olmadıkları için bizimkiler şaşıracaktı. Çoğu zaman akşam yemeklerini kaçırırım ki, bu canımı sıkıyor. Ama arada sırada böyle boş vaktim olduğunda, vaktimi ailemle geçirmekten daha verimli bir yol göremiyorum. Tyler'ın durumu, bunun diğerlerinin omuzlarına bindirdiği yük, günlük koşuşturmaca... Onlar buna itiraz etseler de bazen yeterince yanlarında olamadığım düşüncesine kapılıyorum ama görevimi de gözardı edemem. Herneyse...

İçeri girer girmez içime işleyen soğuktan kurtulmaya başladım. Bunun sebebi ısı farkından ziyade salondan gelen ufak kahkahalar da olabilirdi. Herhangi bir büyüden çok daha kuvvetli bir etkiye sahipti üzerimde burası. Herşeyi işte oradaki kapının dışında bırakıyordum adımımı atar atmaz. Karakterimin bile değiştiğini söyleyeceğim neredeyse.

Koltukta bacaklarını uzatmış halde oturan Tyler'la buluştu gözlerim önce. Buruşuk yüzü, kızarmış gözleri yine de keyifle gülüyordu. Hemen yanında oturan Lilly nedeni her neyse artık utangaç halde sessizce eşlik ediyordu ona. Babamın gözlerindeki düşünce bulutlarını ve endişeyi görmek içinse çok derinlere bakmama gerek yoktu.

Paltomdan kurtulup yanlarına gittim, alışık oldukları çarpık gülümsememle. "Herkese merhaba!" Beklediğim gibi, beni görmeyi ummuyorlardı. Lilly'e bir öpücük verip, babamın elini sıktım. Böyle selamlaşmayı seviyorduk.

"Eee, neye gülüyordunuz böyle?" derken kardeşim ve babamın arasında oturan Tyler'ın elini sıktım. Çenesine hafifçe yumruğumu dokundurdum. Başını benden kaçırdı yine gülerek. Ona böyle davranmayı her zaman sevmişimdir. Karşılarında duran koltuğun koluna oturdum gelişi güzel. "Anlatın bakalım."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lilly F. Kingsley
Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Başkan Yardımcısı
avatar

Mesaj Sayısı : 56

MesajKonu: Geri: Oturma Odası   Perş. Eyl. 23, 2010 3:44 pm

Ah! aileler biraz da anlayışlı olsalardı; özellikle de kardeşler. Genç kadın, babasının yanında kardeşine aşık olduğunu nasıl açıklayabilirdi ki... " Evet ben aşık oldum. O yüzden bu kadar neşeliyim" demesinin ardından kendilerini St. Mungo'da bulmaları olasıydı. Ama Tyler'ın olayın peşini bırakacağı da gözükmüyordu.Gerçi onu da neşeli görmeyeli öyle uzun zaman olmuştu ki; kadın utanmaya razı olduğunu hissetti.

Yanakları al al halini alırken, içeriye giren abisi Trevor ile daha da zor anları beklediğini farketti. Şimdi Kingsleylerin üç yakışıklısının arasında kalmış, birine aşık olduğunu söylemek üzereydi. Üstelik bu üç yakışıklı da Meave yüzünden zor anlar yaşamış kişilerdi. O sırada Trevor'un öpücüğüne karşılık verdi hâlâ utangaç bir edayla. Aradan geçen birkaç dakikanın ardından hepsinin başı kadına dönüktü ve onun konuşmasını bekliyor gibi görünüyorlardı.

Lill, derin bir iç çekti ve boğazını temizledi konuşmak için, sonra da dudaklarını araladı ve kelimeler kendisi daha harekete geçmeden dökülmeye başladı.
" Benim hayatımda üç tane beyaz atlı yakışıklı varken, kim dördüncü olmaya cesaret edebilir Tyler. Ama günün birinde olacak olursa ilk sen öğreneceksin. Şimdilik neşenin nedenini bana bırak. "

Cümlelerine ufak bir göz kırpmasıyla son verdi. Üç kardeş arasındaki bir işaret gibiydi bu. Eskiden bu işaretleşmeye Meave'de katılırdı. Ancak şimdi bu üçlünün dışında gibiydi. Sahi, neden böyle olmuştu ki her şey; herkes onun istenmeyen bir evlilik yaptığını kabulleniyordu, ama kadın neden bu kadar dağıldıklarına anlam veremiyordu. Ve bunu sesli söylemeye de çekiniyordu. Çünkü o da annesi gibi affedememiş gibi davranıyordu. Sırf annesi ailenin erkeklerine karşı yalnız mücadele etmesin diye.

Düşüncelerinden ayrılabildiğinde Trevor'a döndü gülümseyerek.
" Söylesene yakışıklı, sen neden erkencisin bu gün? " En iyisi topu başkasına atmaktı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Trevor Leon Kingsley
Seherbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 60

MesajKonu: Geri: Oturma Odası   Cuma Eyl. 24, 2010 11:24 am

" Benim hayatımda üç tane beyaz atlı yakışıklı varken, kim dördüncü olmaya cesaret edebilir Tyler. Ama günün birinde olacak olursa ilk sen öğreneceksin. Şimdilik neşenin nedenini bana bırak. "

Hmm.. Lilly'den konuşması istendiğinde böyle şeylerle cevap verdiğine göre mesele oldukça hassastı. Bunun üzerine anlayabilmiştim, kız kardeşimi neden alışık olmadığım çekingen tavırlar ve pembeleşmiş yanaklarla bulduğumu. Tüm Kingsley erkekleri orada karşısındayken, açık vermezdi elbette. Belki yakın zamanda içini bana dökmeye gelir. Onu yargılamadan dinleyeceğimi, ihtiyacı olduğu zaman yanında olacağımı biliyor. Tabii işin içinde yanlış birşey olmadığı sürece. Göz kırpınca anlamlı bir şekilde gülümsedim ona. Anladı muhtemelen. Ve topu bana attı. "Söylesene yakışıklı, sen neden erkencisin bu gün?" İstediği gibi olsundu. Onu cevapladım umursamaz bir tavırla:

"Bugün için işim bitti işte. Kısmen sorunsuz bir gün oldu diyelim..."
Müsadelerini isteyip üzerimi değiştirmek üzere odama çıktım. Daha sonra geri dönüp sohbete devam edebilirdim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Merlin
Kurucu Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 13

MesajKonu: Geri: Oturma Odası   C.tesi Ekim 09, 2010 10:03 pm

Böyle mutlu anlar yaşanmayalı çok olmuştu Kingsleylerin evinde. Tam tamına acıyla geçen üç yılın sonunda yaşanan bu güzel gün, Tyler'in ağrısı olmasına rağmen, akşam saatlerine kadar sürdü. Lilly'nin söylediklerine rağmen onu sıkıştırmaktan geri kalmasa da Lilly'nin durumu iyi idare ettiğini söyleyebiliriz. Fakat gecenin sonlanması bile Tyler'ın pes etmesine yardımcı olmayacak ve bundan Lilly'i bol sıkıştırmalı günlerin beklediğini söyleyebilirim.

Fakat her güzel şeyin sonu olduğu gibi bu gece'nin de sonu geldiğinde, bütün aile güzel ve bir o kadar mutsuz bir gecenin koynunda uykuya daldılar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Oturma Odası
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Raw GM[Genel Başkanı] Randy Orton'ın Odası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
LeGiLiMeNCy - RPG :: Kingsley Malikanesi-
Buraya geçin: